Halaskargazi Caddesi ve Şişli
Taksim Meydanı'ndan başlayarak Şişliye doğru giden yolun Harbiye'den Şişli Camii'ne kadar uzanan bölümü Halaskargazi Caddesini oluşturur. Bu bölgedeki diğer bir önemli aks ise Mecidiyeköy Viyadükünden başlayarak Şişli Camii'nin batısından devam eden ve Halaskargazi caddesiyle bir kavşak oluşturup Bomonti'ye oradan da Pangaltı'ya ulaşan Abide-i Hürriyet Caddesidir. Bu iki cadde Şişli bölgesinin gelişiminde çok önemli rol oynamıştır.
Şişli bölgesinin yeni bir kentsel gelişme ekseni haline gelmesi 18.yy'ın sonlarında itibaren, Der saadet içinde her yönüyle ayrı bir dünya olan Beyoğlu'nun kuzeye doğru gelişmesiyle başlar. Bu gelişmede hiç kuşkusuz Tanzimat'la birlikte gündeme gelen "Moltke Planı" önemli bir pay üstlenmiştir. Bu planla İstanbul kesin olarak batılılaşma sürecine girmiştir. Bu sürece paralel olarak İstanbul'da 19.yy başlarına dek külliyeler gibi önemli anıtların yerlerini saraylar, kışlalar, okullar ve öbür yönetim binaları almaya başlamıştır. Batı ile ilişkilerin giderek artmasına paralel olarak, bu ilişkilerin gelişmesinden en çok yararlananların odaklaştığı mekan alan olarak Beyoğlu, banka, apartman gibi yapılarla donanarak son dönemde bir Avrupa kenti görünümü kazanmıştır. Beyoğlu'nun organik bir parçası ve doğal bir uzantısı olan Şişli bölgesi, bu gelişmeyle serpilip büyümeye başlamıştır.
Tanzimat'la birlikte yürürlüğe giren ve yabancılara mülk edinme olanağı tanıyan yasal düzenleme eskiden beri yerleşmiş olan gayrimüslim azınlıkların Şişli bölgesine yerleşmelerini daha da hızlandırmada önemli etkenlerden biri olmuştur. Özellikle Tatavla (Kurtuluş) ve Aya Dimitri Rum mahallelerinin gelişmesi, Harbiye yolunun batısında (Taksimden Şişliye giderken Halaskargazi cad. Harbiye kısmının sağında) yeni kagir yapıların yükselmesi ve bunların Pangaltı'ya kadar uzanması 19.yy'ın ikinci yarısında gerçekleşmiştir. Feriköy'de ise Tatavla'nın yanı sıra yeni bir yerleşim doğmuştur.
Halaskargazi caddesini ve çevresini etkileyen bir diğer olay ise Tanzimat'la birlikte Osmanlı toplumunda öğretim, eğitim ve sağlık alanlarındaki düzenlemelerin hız kazanmasıdır. Harbiye Mektebi, daha sonra okula dönüştürülecek olan Florence Nightingale önemli kurumlar olurken, Şişli'de eğitim, öğretim ve sağlık kuruluşları asıl azınlıklarca gerçekleştirilmiştir. Fransız La Paix (Lape) Hastanesi, Saint Michel okulu, Surp Agop Hastanesi bu bölgedeki önemli kuruluşlardır. Bu arada Pangaltı'daki Ermeni Mezarlığı, 1865'de Şişli Ermeni mezarlığının düzenlenmesiyle metruk hale getirilmiştir.
Beyoğlu'nun Şişli'ye uzanmasında bir diğer etken, binlerce evi yok eden ve yüzlerce insanın ölümüne neden olan 1871 Beyoğlu yangını olmuştur. Bu yangından sonra, Beyoğlu'ndaki sefaretler, yabancı misyonlar, Levantenler kendilerine yeni yerleşim alanları ararlarken, bir yandan Ayaspaşa-Gümüşsuyu çevresine, öte yandan Taksim'den Şişli'ye doğru yöneldiler.. Pangaltı, Harbiye ve Osmanbey civarında kagir 2-3 katlı binalar yaptırarak Halaskargazi caddesinin çevresinde yeni yeni konaklar ortaya çıktı. Bu konaklara en güzel örnek aşağıdaki Harbiye fotoğrafında görebiliriz.
 |
Bu sırada 1873'te Galata ile Beyoğlu arasında tünel yapıldı. Beyoğlu Caddesi boyunca atlı tramvay işletilmeye başlandı ve daha sonra 1881'de atlı tramvay Şehit Muhtar Bey Caddesinden geçerek Şişliye kadar uzandı. Tramvay hattı Voyvoda-Kabristan Sokağı-Tepebaşı-Taksim-Pangaltı-Şişli güzergahıyla bu güzergahtan ayrılan Tatavla hatlarından oluşuyordu. Fakat 1896 dönemindeki Bomonti, Osmanbey, Şişli ve Pangaltı gibi günümüz semtlerine bakıldığında bostanlıklarla kaplı olduğu görülmektedir. Ancak daha sonra 1913'de Taksim'den gelen bu hat elektrikliye dönüştürülüp Şişli'den ileride Büyükdere Caddesi'nin üzerinde Tramvay deposu yapılınca. Şehit Muhtar Bey Caddesi ve çevresi tramvayın işlemeye başlamasıyla beraber daha da önem kazandı ve bir konut bölgesi olarak gelişti.
Şişli için en büyük şanslardan birisi Beyoğlu ve Galata'yı kapsayan Türkiye'nin ilk belediyesi altıncı dairenin kurulmuş olmasıdır. Çünkü 6. daire Şişli'nin sorunlarıyla da ilgileniyordu. Özellikle Şehit Muhtar Bey Caddesinin genişletilmesi ve bazı yerlerine kaldırımlar yapılmıştır. Ayrıca salgın hastalıkların sıçramaması için önlemler almıştır. Örneğin Abdülhamit'in kızı Hatice Sultan'ın difteriden ölmesi üzerine kurulan Şişli Etfal Hastanesi 1898'de açılmıştır.
Halaskargazi caddesinin gelişmesinde etkili bir diğer olay da 19. yy sonlarında Mecidiyeköy yöresinde oluşan göçmen mahallesi etkili olmuştur. Buraya yerleşen halk 1876 Osmanlı-Rus savaşı sonrası yitirilen topraklardan göç edenlerden oluşmaktaydı.
20.Yüzyıl Osmanlısında Halaskargazi Caddesi Ve Şişli Semti
Osmanlı Devletinin çözülme ve çökme sürecine girdiği 19,yy sonlarıyla 20.yy'ın ilk çeyreğinde Şişli, trajik bir zıtlıkla tarihinin görkemli dönemini yaşamıştır. İmparatorluğun çöküşüne neden olan sosyal ve ekonomik nedenler bir anlamda Beyoğlu ve Şişli'nin gelişme dinamikleri olmuştur. Zevk ve sefaya düşkünlükleriyle bilinen dönemin yöneticilerin özellikle Osmanlı'nın bu son demlerinde konak, köşk ve kasır düşkünlükleriyle tanınıyordu. Özellikle Teşvikiye ve Nişantaşı konakları, Zincirlikuyu ve Ayazağa'daki Sultan Reşat'ın köşk ve kasırları dönemin başlıca zevk ve dinlenme yerleridir. Servet-i Fünun'un kurucusu Ahmet İhsan Tokgöz, Şişlideki bu renkli hayatı şu şekilde betimlemektedir: "Pazar günü arabalara binüb, yahud, daha sade olarak ele baston, şemsiye alub, Beyoğlu cihetinden istifadeye ritaban olanlar kendi kendilerini tebrik etmişlerdir; bunun sahnei tezahürü de tabii Beyoğlu Cadde-i Kebiri'dir. Tünel Meydan'ndan Şişliye kadar olan cevalangah iğne atılsa yere düşmeyecek şeklini almıştır." Tokgöz'ün de belirttiği gibi Şehit Muhtar Caddesi o dönemin önemli gezinti alanlarından biri olmuştur. Ayrıca dönemin aristokrat ve yönetici kısmının konaklarına ulaşması için bu cadde önemli bir aks oluşturmuştur. Bu gezintileri en iyi betimleyen fotoğraf aşağıda görülmektedir.
 |
Halaskargazi Caddesinde Osmanbey Caddesi adı altında mahalle halkının topluca gidebildiği Türkiye'nin en eski bahçe sineması bu yıllarda açılmıştır (1913). Şişli'nin orta direğe mensup sakinleri sıcak yaz akşamlarında aileleriyle eğlenebildikleri nadir yerlerden biriydi. Eski bir çay bahçesine kurulan derme çatma kurulan bir perde ile sinemaya dönüştürülmüştü. Kimilerine göre bir de kışlık yeri varmış. Fakat yazlığı daha ünlüymüş. Her ne olursa olsun bu sinema Şişli'deki Gazi, Site, Kent gibi sinemaların çekirdeğini oluşturmuştur. Ancak hiçbir zaman bu sinemanın yerine geçememiştir. Bu coşkuyu en güzel cümleler anlatmaktadır:
Bahçe sinemaların belki de en büyük işlevi, ailecek, hatta mahallecek sinemaya gitme alışkanlığını belki de geleneğini oluşturmasından geliyordu. Sokak başlarına gelişi güzel asılan afiş tabelalarından gecenin filmi öğrenilir ve biz çocukların yardımıyla çok kısa sürede mahallenin sinemaya tutkun olan ve olmayan her kişisine ulaştırılırdı. Bir çırpıda yenen akşam yemeklerinde oynayan filmin kısa bir değerlendirmesi yapılarak gitme veya gitmeme kararı verilirdi. Zaten sofraya getirilen yemeklerin çeşidi ve kalitesi o akşam sinemaya gidilip gidilmeyeceğinin ilk habercisi olurdu. Eğer yemekler gelişigüzel en kestirme yoldan yapılmışsa ( sahanda yumurta ya da akşam kahvaltısı türünden ) babam ailecek sinemaya gidileceğini anlar ve cabuk davranırdı. Yemeklerin ve masanın özenle hazırlanması ise sinemaya gidilmeyeceğinin kesin belirtisiydi. Eğer film kaçırılmayacak türden ise komşu kapıların bir kez daha aşındırıp artistlerinden tahmin etmeye çalıştığımız konusunun en can alıcı noktalarından söz edip ailecek gidilme geleneğine cümbür cemaat gitme coşkusunu eklerdik. Ve çok geçmeden beklenen an gelirdi. Babalar önde, kadınlar arkada ve biz en önde. Büyük küçük hepmiz sanki ağız birliği etmişcesine görmediğimiz, bilmediğimiz ama bir saat sonra izleme olanağı bulacağımız filmin kritiğini yapmaya başlardık.
Mütareke İstanbul'un Beyoğlu ve Şişlisinin renkli bir kesintisini ise Ahmet Hamdi Tanpınar vermektedir:"Beyoğlu büsbütün tanınmaz hale gelmişti. Birden bire kendisine eklediği Sirkeciden Tepebaşı'na, oradan ta Osmanbey'e Şişliye kadar alaturka ve alafranga çalgılı, hiç olmazsa bir gramofonla müşterilerini eğlendiren bir yığın eğlence yerleri açılmıştır." Mütareke yıllarının Şişli'si yalnızca alafranga ve alaturka cümbüşlerin yaşandığı bir semt değildir. Mustafa Kemal de İstanbul'daki son günlerini Şişli'de kiraladığı bir evde geçirmiştir. Atatürk Kurtuluş Savaşı'nın ilk örgütlenme çalışmalarını, daha sonra müzeye çevrilen bu evde gerçekleştirmiştir. 1918 tarihli Necip Bey haritalarında Harbiye Mektebi önünde çatallaşan ve kuzeye Şişli'ye doğru uzanan Şehit Muhtar Bey Caddesi'nin batısında daha eski bir konut yerleşme bölgesi ( Tatavla, Feriköy ), doğusunda ise Harbiye kavşağından kuzeye doğru bahçeler içinde Rus Hastanesi, varlığını bugünde sürdüren, İnci Sineması'nın ve sıra dükkanların bulunduğu adadaki geniş bahçeli Ermeni Katolik Kilisesi ve Pangaltı Ermeni Lisesi binaları, boş arsalar ,bahçeler ve oldukça ilerde Etfal Hastanesi görülüyor.
Şişli semti ile ilgili yazılabilecek belki daha o kadar çok şey var ki, ancak bu yazımızda ancak bazı genel bilgileri vermekle yetindik.
Mehmet DOĞAN |